Duygusal Dayanıklılık (Resilience) Nedir? Nasıl Geliştirilebilir?

Duygusal dayanıklılık, hem bireyler hem de kurumlar için geçerli olan bir kavramdır. Hayatta karşılaştığımız zorluklarla ne kadar iyi başa çıkabildiğimiz veya baskı altında soğukkanlılığımızı kaybetmeden hareket edebilme yeteneğimiz doğrudan dayanıklılığımızla ilişkilidir. Duygusal olarak dayanıklı olan insanlar daha olumlu ve ılımlı bir bakış açısını sürdürme ve stresle daha etkili bir şekilde başa çıkma eğilimindedir. Eminim bu özellikleri okurken, tanıdığınız duygusal olarak dayanıklı olarak nitelendirebileceğiniz en az bir kişi aklınıza gelmiştir. Kötü bir ayrılık yaşadıktan sonra hayatını çok daha iyi hale getiren ya da işten çıkarıldıktan bir yıl sonra, bir şekilde her zamankinden daha güçlü ve mutlu bir şekilde yeniden kariyerine devam edebilen o kişi… 

Araştırmalar gösteriyor ki, bazı insanlar doğal olarak duygusal dirençli gibi görünse de, bu davranışlar sonradan öğrenilebilir. İster zor bir dönemden geçiyor olun, isterseniz de karşılaşabileceğiniz zorluklara hazırlıklı olmak isteyin, derlemiş olduğumuz teknikleri kullanarak duygusal olarak daha dayanıklı hale gelmeniz mümkün! Gelin, hep birlikte bakalım!


Duygusal Dayanıklılık Nedir? 

Duygusal dayanıklılık, stresli durumlardan sonra daha iyi hissetmenize yardımcı olan içsel bir güçtür. Duygusal olarak dayanıklı bir yapıya sahip olduğunuzda, yaşanan aksiliklere ya da zorlu değişikliklere daha çabuk uyum sağlayabilirsiniz. Duygusal dayanıklılığı geliştirmek, daha sonra ne yapacağınızı planlamak ve değişimi kabul etmeyi öğrenmek gibi uyguladığınız basit eylemlerle ve düşüncelerle başlar.

Duygusal olarak daha dayanıklı bir yapınızın olması, stresli durumlarla başa çıkmayı kolay bulduğunuz ya da zor zamanlarda kızgın, üzgün veya endişeli hissetmeyeceğiniz anlamına gelmez. Yalnızca tüm bunlar yaşanırken kendinizi çok bunalmış hissetmeyeceğiniz anlamına gelir. Daha az pes edecek ve stresli durumlarla sağlıklı yollarla başa çıkma olasılığınız artacaktır.


Duygusal Dayanıklılık Neden Önemlidir?

Dayanıklılığın önemli bir parçası, nasıl düşündüğünüzdür. Zihninizin vücudunuz üzerinde olumlu veya olumsuz bir etkisi olabilir. Buna zihin-beden bağlantısı denir. Örneğin, endişe ve stres gibi olumsuz duygular; gergin kaslara ve baş ağrısına neden olur. Olumlu bir bakış açısına sahip olmak ise, daha az umutlu olan birine göre acı veya stresle daha iyi başa çıkmanızı sağlar.


Duygusal Dayanıklılığı Nasıl İnşa Edebilirsiniz?

Duygusal dayanıklı insanlar genellikle hemen hemen her durumda olumlu bir bakış açısına sahip olabilmek için çabalarlar. Olumlu bakış açısına sahip olmak; hayata bakışınızda kademeli değişiklikler ve dikkatli bir öz değerlendirme gerektirebilir. Bu değişime kendi başınıza başlayabilirsiniz. Bir danışman veya terapist de size yardımcı olabilir. 

Yazımızın bu kısmında, duygusal olarak daha dayanıklı bir insan olmanızı sağlayabilmek adına, bakış açınızı değiştirecek; yapabileceğiniz ufak değişikliklerle büyük sonuçlar elde etmenizi sağlayacak ipuçlarını derledik.


  • Çevrenizdeki İnsanlara Güvenin

Dayanıklılık, kelime anlamı itibarıyla karşılaşılan zorluklarla sabırlı bir şekilde mücadele eden yalnız bir figürün görüntüsünü canlandırabilir ancak gerçek koşullar altında bu pek de mümkün değildir. Duygusal dayanıklılık, çevrenizdeki insanlara güvenmekle başlar ve güçlü, destekleyici bağlantılar geliştirmekle de kuvvetlenir.

Sabahları fazladan 10 dakikanızı iş arkadaşlarınıza merhaba demek için ayırmak ya da ofis dışında, işler ters gittiğinde sizin yanınızda olacağını hissettiğiniz insanlarla kaliteli zaman geçirmek emin olun daha güçlü hissetmenize katkı sağlayacak.


  • Kendinize Karşı Nazik Olun

Öz şefkat, günümüzde çok fazla dikkat çeken kavramlardan biri. Dar bir perspektiften bakıldığında, egzersiz, uyku ve iyi yemek kendinize iyi baktığınız anlamına gelebilir fakat yeterli değildir. İş stresleriniz ve hayatınızın geri kalanı arasında sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal sınırlar da koymalısınız. Günün sonunda bilgisayarınızı kapattığınızda hatta telefonunuzu da bir kenara bıraktığınızda gönderemediğiniz e-posta için endişeleniyorsanız, kendinize pek de iyi bakmıyorsunuz demektir. 

Bu yüzden iş yükünüzü ve işyeri endişelerinizi eve giderken belirli bir noktada bıraktığınızı ve sabah ofise dönerken tekrar alacağınızı hayal etmek, ufak bir adım olsa da bakış açınızı değiştirecektir.


  • Kendi Potansiyelinize ve Yeteneklerinize Güvenin

Perspektif kazanmak ve kendi yeteneklerinize güven duymak, dayanıklılık oluşturmak için uzun bir yol kat edebilir. Gurur duyduğunuz başarıların bir listesini tutmak, daha önce dirençli olduğunuz zamanları ve bunu tekrar yapmanız için gereken itmeyi size iyi bir şekilde hatırlatabilir.


  • İyimser Kalmaya Çalışın 

Zor dönemlerde iyimser kalmak pek de kolay olmayabilir ancak umutlu bir bakış açısı sürdürmek, dayanıklılığın önemli bir parçasıdır. Evet, uğraşmak zorunda kaldığınız şey zor olabilir, ancak daha parlak bir gelecek için pozitif düşünmek önemlidir.

Olumlu düşünmek, olumlu sonuçlara odaklanmak için sorunu görmezden gelmek anlamına da gelmez. Bu, aksiliklerin geçici olduğunu ve karşılaştığınız zorluklarla mücadele etme beceri ve yeteneklerine zaten sahip olduğunuzu bildiğiniz anlamına gelir.


  • Değişiklikleri Benimseyin

Esneklik, dayanıklılığın önemli bir parçasıdır. Nasıl daha uyumlu olunacağını öğrendikten sonra, bir krizle karşılaştığınızda yanıt vermek için daha donanımlı olacaksınız. Esnek insanlar genellikle bu kriz diye nitelendirdiğimiz olayları yepyeni alanlara dalmak için bir fırsat olarak kullanırlar. Bazı insanlar ani değişiklikler karşısında ezilebilse de, yüksek dirençli bireyler uyum sağlayıp gelişim gösterecektir.


İlginizi çekebilir: Duygulara Hitap Eden Zeka Türü: Duygusal Zeka

Youthall’u takip et iş ve staj ilanlarını da kaçırma!

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir