Her şeyin en iyisi olsun, hiç hata çıkmasın, tam anlamıyla “mükemmel” olsun… Kulağa harika bir iş disiplini gibi geliyor, değil mi?
Ancak işin aslı pek öyle değil. Psikolojide ve iş dünyasında mükemmeliyetçilik, bir başarı anahtarı olmaktan ziyade çoğunlukla ayağına dolanan gizli bir prangadır.
Eğer sen de bir işe başlamak için “en doğru zamanı” bekliyorsan, teslim etmen gereken projeleri sırf içine sinmediği için günlerce geciktiriyorsan ya da küçük bir hatada tüm emeğini çöpe atasın geliyorsa, mükemmeliyetçilik tuzağına düşmüş olabilirsin.
Peki, neden her şeyi kusursuz yapmak zorunda değilsin ve bu yükten nasıl kurtulursun?
1) Mükemmel, İyinin Düşmanıdır
Fransız yazar Voltaire’in bu ünlü sözü, iş hayatının altın kuralıdır. Bir işi mükemmel yapmaya çalışmak, o işin hiç bitmemesine ya da hiç başlamamasına neden olur.
- Erteleme Hastalığı: Mükemmeliyetçilik, arkasına saklandığın bir kalkandır. “En iyisini yapamayacaksam hiç yapmayayım” düşüncesi, seni harekete geçmekten alıkoyar.
- Çözüm: İlk adımın kusursuz olması gerekmez. Sadece başla. Dünyanın en başarılı girişimleri ve projeleri, ilk günlerinde mükemmel değildi; yolda düzeltildiler.
2) “Bitti”, “Mükemmel”den Daha İyidir
Silikon Vadisi’nin en sevdiği mottolardan biri budur. Günümüz dünyasında hız ve adaptasyon, kusursuzluktan çok daha değerli. Zamanında teslim edilmiş ortalama bir iş, teslim tarihi geçmiş ama mükemmel tasarlanmış bir işten her zaman daha çok işe yarar.
- Bir proje üzerinde saatlerce aynı detay için dönüp duruyorsan, verimliliğini kaybediyorsun demektir. %80 oranında tamamlanmış ve iş gören bir sonuç, %100’ü beklerken kaçan fırsatlardan daha değerlidir.
3) Hata Yapmak, Öğrenmenin Tek Yoludur
Her şeyi kusursuz yapmaya çalıştığında, risk almaktan kaçınmaya başlarsın. Sadece bildiğin, emin olduğun güvenli alanlarda hareket edersin. Bu da senin yaratıcılığını ve büyümeni engeller.
- Bakış Açını Değiştir: Hatalar birer başarısızlık değil, neyin çalışmadığını gösteren birer veridir. Hata yapma lüksünü kendine tanımadığında, potansiyelinin sadece küçük bir kısmını kullanabilirsin.
4) Standartlarını Yeniden Tanımla: “Yeterince İyi” Nedir?
Kusursuzluk, sonu olmayan hayali bir çizgidir. Kendine şu soruyu sormayı alışkanlık haline getirmelisin: “Bu işin kabul görmesi ve işlevini yerine getirmesi için minimumda neye ihtiyacı var?”
- Taktik: Bir işe başlarken kendine katı kurallar yerine net bir zaman sınırı koy. Örneğin; “Bu raporu mükemmel yapana kadar çalışacağım” demek yerine, “Bugün saat 17:00’ye kadar bu raporu elimden gelen en iyi haliyle bitirip göndereceğim” de. Süre bittiğinde işi teslim et ve yoluna devam et.
5) Kendine Karşı Şefkatli Ol
Mükemmeliyetçi insanlar genellikle en acımasız eleştirmenlerini kendi içlerinde taşırlar. Başkalarının hatalarına karşı ne kadar anlayışlıysan, kendi hatalarına karşı da o kadar toleranslı olmayı denemelisin.
- İş hayatında ya da günlük yaşamda robot değilsin; yorulabilirsin, gözünden bir detay kaçabilir veya o gün modunda olmayabilirsin. Bunların hiçbiri senin değerini ya da profesyonelliğini eksiltmez.
Son Söz: Her şeyi kusursuz yapmak zorunda değilsin, çünkü hayatta kusursuz diye bir şey yok. Kendine hata yapma, deneme ve “yeterince iyi” işler üretme özgürlüğü tanıdığında, üzerindeki o ağır yükün kalktığını ve aslında çok daha üretken olduğunu fark edeceksin. Şimdi elindeki işi olduğu haliyle serbest bırak ve derin bir nefes al.
YouthBlog | Youthall sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


