Humanspire #38 Arkas Holding İnsan Kaynakları Direktörü Dr. Şengül Atalay

Humanspire’ın yeni röportajında kariyerine Arkas Holding’de başlangıç yapmak isteyenleri heyecanlandıracak bir röportaj ile karşınızdayız. Arkas Holding İnsan Kaynakları Direktörü Dr. Şengül Atalay’a merak ettiklerinizi sorduk ve ilham verici cevaplar aldık.

Arkas Holding’in son dönemde geçirdiği süreci, COVID-19 dolayısıyla yaşadığı değişiklikleri ve Dr. Şengül Atalay’ın kariyerinden kesitlerin anlatıldığı röportaj için keyifli okumalar dileriz!

Röportajın okuyucuları için kariyer yolculuğunuzdan biraz bahsedebilir misiniz?

1991 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra, aynı üniversitede ‘’Çalışma Ekonomisi ve Sosyal Siyaset’’ yüksek lisansını “Türkiye’de Planlı Dönemde İzlenen Gelir Dağılımı Politikaları” tezi ile bitirdim. 1999 yılı itibariyle ‘‘Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler’’ bölümünde ‘‘Stratejik İnsan Kaynakları Açısından Yönetim Geliştirme Programları ve Silikon Vadisi Uygulamaları’’ tez çalışması ile de doktora eğitimini tamamladım. Bu süreç içerisinde hocalarım, arkadaşlarım ve ailem benim akademik olarak hayatıma devam edeceğime kesin gözüyle bakıyordu. Oysa ben öğrendiklerimi analiz ederek uygulanmasını görmeden, hep bir şeylerin eksik kalacağını master’a başlamadan bile hissediyordum. Dolayısıyla hem okul hem iş hayatını birlikte yürüttüm. Lafarge Grup Kalite Projeleri’nde başladığım çalışma hayatına, 1994 yılı itibariyle İnsan Kaynakları alanında yön vererek Doğuş Holding ve Bayındır Holding ile devam ettim. 20 yıl önce Arkas Holding’de Yönetim ve Organizasyon Gelişim Müdürü olarak başladığım yolculuk 2008’de CAO, 2010 itibariyle İnsan Kaynakları Direktörü (CHRO) olarak devam ediyor. Bu fonksiyonlarda Holding’in tüm grup ve şirketlerinin ulusal ve uluslararası ofislerinin İK strateji ve politikalarının yönetimi ve koordinasyonundan sorumluyum. Aynı zamanda Arkas Akademi, İş Sağlığı ve Güvenliği, Kalite vb. fonksiyonları da üstleniyorum.

Uzun yıllar önce tamamladığım CTI Koçluk eğitimimle kurum dışında da koçluk ve mentorluk desteğine devam ederken, birçok dernek ve vakıfla ortak çalışmalar yürütüyorum.

Çalışma hayatınızda benimsediğiniz ilkeler nelerdir?

Çalışma hayatımın ilk yıllarında adını tam koyamasam da hep bir şeyleri çözmeye, düzeltmeye, faydalı hale getirmeye gayret gösterdim. Sadece söyleneni, tarif edileni yapmayı hiç içime sindiremedim. Hep sordum kendime, bu nasıl daha iyi yapılır, sorun nasıl giderilir? Herkesin ortak faydası öne çıkarılabilir mi? Sonradan yetkinlikler öne çıktı, bunların hepsinin bir tanımı, ölçeği oldu. Biz bunlarla ilgili çok fazla sayıda kapsamlı projeler yürüttük.

Ama 25 yıl sonra bugüne geldiğimde daha derli toplu söyleyeceğim çalışma ilkelerimin özet tanımı şöyle olurdu: “Profesyonel yaşam, değerler onurlandırılabildiği ve yaşatılabildiği sürece anlamlıdır.” Çünkü bana göre bireysel faydanın kurumsal faydaya ve paralel olarak toplumsal faydaya dönüştüğü yerde başarıdan söz edilebilir. Bu özet, içinde çok fazla ilke de barındırıyor. Çalışkan ve sorumluluk sahibi olmak, yılmamak, meraklı olmak, değerlerine sahip çıkmak, dünyanın geleceğini ve insan yaşamını önceliklendirmek gibi…

Kariyerine insan kaynakları departmanı bünyesinde başlamak isteyen veya rotasını insan kaynaklarına çevirecek olan adaylara tavsiyeleriniz neler olur?

Çok klasik bir tanım olacak ama hakikaten insanı sevmesi, onu odağına koyması ve içinde hep yardım etme, yol gösterme güdüsü olmalı. Objektif tutum sergileyebilme ve mümkün mertebe adil olmaya özen göstermek de bunlar kadar önemli. Eğer insan ile ilgili sorunları sevmiyor, bu konuda iletişim ağır geliyorsa yanlış seçim olduğunu çok rahat söyleyebilirim.

Bunlar tamamen mesleğe ait karakteristik tutumlar. Tabii bunların dışında analiz yapma yeteneği, sorgulama becerisi, esnek olabilmek, iş süreçleri ile teknolojiyi harmanlama becerisi vb. konularda gelişim içinde olmaları hatta sınırlarını zorlamaları ama ne olursa olsun özgün olmalarını tavsiye edebilirim.

Bir insan kaynakları profesyoneli olmanın en zor yanı sizce nedir?

Aslında İK, sistem ve operasyonel işlemler dışında felsefe olarak çıktısı ve performans takibi en zor fonksiyon diyebilirim. Çünkü insana dair her şey bir algıya dayalı ve yaptığınız bir işin çıktısı bir grubu aşırı mutlu ederken diğer grubun ciddi eleştirilerine neden olabilir. Özetle herkesi mutlu etmek mümkün değilken, siz hep bunu anlatmak zorundasınız. Bu alanda elimizdeki en değerli araçlar dinlemek, anlamaya çalışmak, şeffaflık ve dürüstlük olmalı. Bu temeli sağlam kurabilirsek en azından iletişimi doğru yapmış oluruz.
Bununla birlikte ilk defa beş farklı kuşağın birlikte çalıştığı zamanlara şahitlik ediyoruz. Bu da her bir kuşağın birbirini anlamasını, hatta geliştirmesini sağlayacak ortamları gerektirdiği gibi dijital dönüşümü de kaçırmamak önemli. İşte bu kavramlarla uğraşırken üzerine hiç deneyimimiz olmayan pandemiyi anlamaya, önce sağlığımızı korurken işin devamını da farklı şekillerde sürdürme yollarını aramaya başladık. Dolayısıyla bu perspektiften baktığımda diyebilirim ki; yılmadan denemek, veriyi doğru okumak, esnek olabilmek, çözüm üretmek ve bunu kabul ettirmek en zorlayıcı alanlar, üstelik bunları yaparken bireysel motivasyonunuzu da sağlayabilmelisiniz.

Arkas Holding’de genç yeteneklere yönelik ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? (Staj, MT, işe alım programlarınız ve genç yeteneklere yönelik projeleriniz hakkında kısaca bilgi verir misiniz?)

Biz Arkas İnsan Kaynakları olarak politikamızı; Arkas’ın vizyonu ve stratejileri çerçevesinde hedeflerine ulaşması için gerekli olan yönetimsel dönüşümü, yetenek gelişimini planlamak, yönetmek ve başarılı sonuçlarla daha büyük denizlere ulaştırmak olarak tanımlıyoruz. Bununla birlikte İK’nın önderliğinde kocaman bir aile olarak “sosyal sorumluluk” projelerini gerçekleştirmeyi en büyük misyonumuz olarak konumlandırıyoruz.

“Her şey hayal etmekle başlar.” mottosuna büyük değer veriyor ve projelerimizi hep bu yaklaşımla ele alıyoruz.

Pandemi öncesi Arkas Akademi çatısında yeni nesil İK projelerimizden en önemlisi hayata geçirdiğimiz A-Live gelişim portalıdır. A-Live’ı kısa zamanda, klasik eğitim yönetim sisteminden oyunlaştırma dinamiklerinin kullanıldığı, sosyal öğrenme tabanlı, çalışanların unvandan bağımsız paylaşımlar yapabildiği, önerilerde bulunabildiği dijital öğrenme ve iletişim platformuna dönüştürdük. Aynı zamanda bu sosyal öğrenme tabanlı sistem, bizlere de çalışanlarımızın ihtiyaçlarını anında görme ve kısa zamanda çözümler sunma konusunda olanak sağlıyor.

Arkas’ın yurt içi ve yurt dışında pek çok çalışanı bulunmaktadır. Kurum kültürünü yurt içinde olduğu kadar yurt dışındaki ofislerde çalışanlara da aktarabilmek için “Uluslararası Acente Programı”nı yürütmekteyiz. Bu programla sahip olduğumuz yüz yılı aşkın mesleki bilgiler, mesleki eğitmenlerimiz tarafından İngilizce olarak aktarılmaktadır. Programın temel amacı çalışanlarımızın faaliyet alanlarımızı ve kurum kültürünü öğrenmeleridir.

Kurum hafızasının yeni nesil altyapısını oluşturmak için tasarladığımız diğer önemli bir proje de “Arkpedia”dır. Arkas Akademi liderliğinde şirketimize kazandırılan portal, mesleki eğitim içeriklerinin yer aldığı, grubumuza özel online bir ansiklopedidir. Arkas bünyesindeki 17 farklı mesleki alanda hazırlanan tüm eğitim kitaplarımız, online platforma taşınarak şirket intranetinde Arkpedia’ya aktarılmıştır.

“Bunların dışında Arkas kurum kültürünün rekabetçi ve eğlenceli bir yolla çalışanlara aktarılmasını nasıl sağlarız?” sorusu ile ortaya çıkan oyunlaştırma tabanlı bir öğrenme platformu olan “A Game” ile en büyük hayallerimizden biri olan; çalışanlarımıza iş yapış şeklimizi, faaliyet alanlarımızda sunulan tüm hizmetlerin ve grubun stratejik önceliklerinin bilinmesini, iş süreçlerimizdeki risk ve fırsatların öğrenilmesini sağlıyoruz. Hem Türkiye’de hem uluslararası platformlardan ödül alan oyunumuzu ayrıca şirket içi oryantasyon programımıza entegre ederek işe yeni başlayan çalışanlarımızın şirket kültürünü oyunla öğrenmelerini ve şirket adaptasyon sürelerinin kısalmasını sağladık.

Sahip olduğumuz sektörel bilgilerin sadece çalışanlarımıza değil stajyerlerimize de aktarılması için programlar tasarlıyoruz. Bunlardan biri Arkas Narlıdere Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri için hazırlanan “Geleceğim Arkas Stajyer Gelişim Programı”dır. Böylece ülkemize, toplumumuza yararlı bireyler yetiştirmeyi de gözetmiş oluyoruz. Bugüne kadar 200’den fazla öğrenci programdan mezun olmuştur. Programın en önemli hedefi; öğrencileri mesleki konularda geliştirmek, kişisel gelişim konularındaki yetkinliklerini artırmak, İngilizce eğitimleriyle yabancı dillerini geliştirmek, kariyer gelişimlerini desteklemek, şirketimizde edinecekleri tecrübelerle geleceklerine yatırım yapmalarını sağlamaktır. Bu programda mentorluk süreci ile kariyer ve yetkinliklerinin gelişimi ile kendilerinden daha tecrübeli kişilerden destek alarak geleceklerine yatırım yapmaları sağlandı. Bu program ile hem Türkiye’de hem uluslararası platformlardan ödüller kazandık.

İyi bir yönetici olabilmek için bireysel başarının yanında iyi bir ekiple de çalışmanın önemli olduğunu söyleyebiliriz. Siz ekibinizde çalışacak ideal bir adayın nasıl biri olmasını istiyorsunuz?

Benim bireysel yaklaşımım ve içinde bulunduğum kurumun en büyük kabullerinden biri de ekip ruhudur. Arkas’ta ekip ruhu, katılımcı kültürün vazgeçilmezlerindendir. Ekip çalışmasını tüm faaliyet alanlarımızda her seviyede görmek mümkün. Örneğin ana işimiz olan deniz taşımacılığı kısmından baktığımızda her bir iş, zincirin bir halkası olarak devam eder. Bunu her çalışan bilir ve özümsemiştir.
Çeviklik, duygusal dayanıklılık, yaratıcılık ve esneklik becerilerinin dijital ve teknolojik dönüşümle birleşerek öne çıktığı bugünlerde konfor alanından çıkabilmek de oldukça önemli. Her zamankinden belki de daha fazla bir şekilde değişime açık olup, hızla dönüşümü sağlayanlar yeni düzende de başarılı olacaktır.
Aslında ideal adayı tanımlarken bunun gibi hepimizin bildiği birçok yetkinliği de sıralayabiliriz. Ama ben iş hayatında geçirdiğim bunca yılın üzerine aslında sadece “iyi insan” olsun yeter diyorum. Eğer gelişime de açık ise onunla her yola çıkılır.

Arkas Holding olarak pandemi sürecine nasıl hazırlandınız ve bu süreci nasıl yönettiniz?

Pandeminin getirdiği belirsizlikle birlikte kültürümüzdeki en önemli değişiklik, uzaktan çalışma modeline hızlı adaptasyonumuz oldu. Tüm süreçlerimizi online platformlara taşıyarak el birliğiyle süreçlerimizi yönettik, yönetmeye de devam ediyoruz.
Önümüzdeki döneme hızla adapte olabilmek için iki temel alanda çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Birincisi yetkinlik setimizi kontrol etmek oldu. Bunun için kendi yaptığımız analiz ve projelerle birlikte 2020 Dünya Ekonomik Forumu “Global Riskler ve Geleceğin Meslekleri” raporundaki “iş dünyasının beklediği geleceğin yetkinliklerini de baz alarak yeni yetkinlik setimizi oluşturduk.

İkinci olarak da “Yenileri eklenen veya mevcut bakış açısı değişimlerini içeren yeni yetkinliklerimizi nasıl uygulamaya alırız, hangi yöntemlerle daha verimli benimsetiriz?” sorularına cevaplarını aradık. Çünkü artık hem fiziksel ortamlar mevcut değil, hem online’da kalmanın getirdiği sıkıntılar bulunuyor, hem de aslında yeni nesil öğrenme alışkanlıkları, modelleri değişiyor. Bu kapsamda “Yeni Nesil Liderlikte 90 Dakika” adını verdiğimiz daha kompakt, interaktif, oyun bazlı yaklaşımları ve proje uygulamalarını da kullandığımız liderlik gelişim programını hayata geçirdik. Yöneticilerimizin yeni yetkinlik alanları ile ilgili oturumlara katılarak konunun uzmanlarıyla yeni normalin yeni nesil liderlik yetkinliklerinde farkındalık sağlamalarını hedefledik.

Bu süreçte çalışanlarınızı işe bağlı tutmak ve motive etmek adına neler yaptınız?

Yöneticilerimize uzaktan ekiplerin yönetimi konusunda online eğitimler aldırdık. Eğitimlere ek olarak uzaktan ekip yönetiminde dikkat edilmesi gereken hususlarda hatırlatıcı niteliği taşıyan “Mesafesiz Liderlik” adını verdiğimiz bir yaklaşımı hayata geçirdik.
Pandeminin etkilerini biraz olsun azaltabilmek için çalışanlarımıza sadece bilgi ve beceri gelişimlerini değil aynı zamanda, hayatlarında ihtiyacını hissettikleri ruh ve beden sağlığının iyileştirilmesi gibi birçok alanda (yoga, terapi, nefes teknikleri, sağlıklı yaşam sohbetleri, psikolojik destek hizmetleri vb.) konu uzmanları ile destekliyor, yemek atölyeleri, makyaj, cilt bakım uygulamaları, çocuklar için resim, kodlama eğitimi ve buna benzer farklı konularda keyif alabilecekleri ve motivasyon artırıcı etkinlikler düzenliyoruz.
Bulaş riski sebebiyle yerinde laboratuvar hizmetini hayata geçirdik. Doktorlarımız ve sağlık ekibimiz, tüm çalışanlarına ve ailelerine 24 saat destek verecek şekilde konumlandılar ve hakikaten gönülden yaptılar.

Yine bu zorlu dönemde çalışanlarımızın, yollarına çıkan engelleri öngörebilmeleri ve eylem planlarını oluşturabilmeleri için hayata geçirdiğimiz şirket içi eğitimli gönüllü koçlarımız ile iç koçluk uygulamamızı başlattık.

Arkas olarak birçok alanda toplumun yaşam kalitesini geliştirmek, sürdürülebilir bir dünya bırakabilmek için eğitim, çevre, kültür ve sanat alanlarında projeler yürütmekteyiz. Pandemi süresince farklı formatlarda olsa da bu faaliyetlerimizi sürdürmeye özen gösterdik.

Youthall’u takip eden genç yeteneklere kariyer hayatlarında neler tavsiye edersiniz?
Geçtiğimiz şu dönemden aslında çıkartılacak çok ders var. Hepimiz korktuk, şaşırdık ama yılmadık ve çalışmaya devam ettik ve Covid-19 nedeniyle dünyada ve ülkemizde birçok şeyde olduğu gibi çalışma düzeninde de önemli değişiklikler yaşadık. Dijital dönüşümle birlikte yeni nesil iş modelleri, çalışma şekilleri, liderlik ve ihtiyaç duyulan yetkinlikler de hızla değişti. Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla artık çalışanların farklı becerilere sahip olması, mevcut olanları ise geliştirmeleri gerekiyor.
Aslında özetle biz iş hayatındakiler için öğrenci kalabilmeliyiz derken, genç yeteneklere de öğrenmekten vazgeçmeyin, devam edin demeliyiz.

Gençlere tavsiyem mutlu oldukları, sevdikleri alanı bulmaktan hiç vazgeçmemeleri, kaç deneme yapmış olurlarsa olsunlar…
Ne iş yapıyor olursanız olun, teknik bilgi beceri hep kazanılır ama önemli olan ilişkileri yönetmek, insan tanımak, onlardan öğrenmek, gelişmek, gerektiğinde desteklerini alacağın olumlu bir çevreyi inşa etmek daha fazla öne çıkmalı. Unutmayın ki işe kabul de diploma, zeka ne kadar gerekli görünse de, kariyer yollarında ilerlemek çoğunlukla duygusal zekanın, doğru iletişimin sonuçlarıdır.

 

Arkas Holding’e ve Dr. Şengül Atalay’a bu samimi ve faydalı yanıtları için çok teşekkür ediyoruz. Humanspire ile yeni bir röportajda buluşmak dileğiyle, Youthall‘u takipte kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir