Humanspire #17: L’Oréal İnsan Kaynakları Direktörü Demet Hatipoğlu Akman

Humanspire’ın yeni röportajında kariyerine L’Oréal’de başlangıç yapmak isteyenleri heyecanlandıracak bir röportaj ile karşınızdayız. L’Oréal İnsan Kaynakları Direktörü Demet Hatipoğlu Akman’a merak ettiklerinizi sorduk ve ilham verici cevaplar aldık.

L’Oréal’in son dönemde geçirdiği süreci, COVID-19 dolayısıyla yaşadığı değişiklikleri ve şirket kültürünün anlatıldığı röportaj için keyifli okumalar dileriz!

1. Röportajın okuyucuları olan genç yetenekler için kariyer yolculuğunuzdan biraz bahsedebilir misiniz?

İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü tamamladıktan sonra yüksek lisansımı yaparken Lafarge bünyesinde İnsan Kaynakları departmanında çalışmaya başladım. Bir süre sonra bir proje kapsamından Bilgi Teknolojileri departmanına geçtim ve süreç optimizasyonu, ERP seçimi ve kurulumu ve tüm Türkiye operasyonlarına yaygınlaştırılmasına liderlik ettim. Buradaki misyonumu tamamladıktan sonra da İnsan Kaynakları alanına geri döndüm. Lafarge kariyerim sonrası, Johnson & Johnson şirketine geçtim ve önce İlaç, daha sonra Tüketici Bölümleri ve Medikal Cihazlar İnsan Kaynakları sorumlulukları ve son olarak da EMEA Cordis sorumluluğunu üstlendim. Son 3 yıldır ise alanında lider olan L’Oréal ailesine katılarak İnsan Kaynakları Direktörü görevini sürdürmekteyim.

2. Kariyerinizin en büyük dönüm noktası ne oldu?

Kariyerime İnsan Kaynakları alanında başladım ve en önemli adımlarımdan bir tanesi Bilgi Teknolojileri alanına geçişim oldu. Birkaç sebebi var aslında, bu süre içinde şirketin her alandaki tüm işleyişine detay olarak hakim oldum, global bir projenin liderliğini ve çok-fonksiyonlu bir ekibinin yönetimini deneyimledim ve farklı bir fonksiyonu tecrübe ettim.

3. İyi bir yönetici olabilmek için bireysel başarının yanında iyi bir ekiple de çalışmanın önemli olduğunu söyleyebiliriz. Sizinle çalışan insanlarda aradığınız özellikler nelerdir?

L’Oréal özelinde cevap vermem gerekirse biz her birimiz girişimci bir ruhla işimize sarılıyoruz. Kendi işinin sahibi, kendi kutucuğunu kendi genişletebilen, inisiyatif almaktan korkmayan ve hatalarından ders çıkararak yolunu belirleyen kişiler ile etkin çalıştığımızı söyleyebilirim. Bu bakış açısı ile sürekli değişen ve beklentileri farklılaşan dünyaya ayak uydurabildiğimizi düşünüyorum. Merak etmek, araştırmak, yeni bakış açılarına açık olmak her seviyede çok önemli. L’Oréal çalışanlarına bu alanı da sağlayan bir şirket. Dolayısıyla kişilerin bu alanı nasıl kullandıkları, ilgi alanlarını ne kadar ön plana çıkardıklarını ve işleri ile nasıl özdeştirdiklerini görmek bizim için önemli. Buna ek olarak beraber vakit geçirmekten de çok keyif alan bir ekibiz. Eğlence de her zaman işimizin bir parçası.

4. L’Oréal’de genç yeteneklere yönelik ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Staj, MT işe alım programlarınız ve genç yeteneklere yönelik projeleriniz hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

WINtern adı altında uzun dönemli bir staj programımız bulunuyor. Üniversite 3. veya 4. sınıf öğrencileri ile yüksek lisans 1. sınıf öğrencilerinin başvurabildiği staj programımız minimum 6 ay maksimum 11 ay sürüyor.  Yeni mezun rollerimizin büyük bir çoğunluğunu staj yapan çalışanlarımız ile dolduruyoruz. Bu nedenle L’Oréal’deki staj adımı bir sonraki kariyer basamağı için de oldukça kritik.

Yeni mezun olan öğrenciler için ise LEAD Management Trainee adı altında bir MT programımız mevcut. Yeni mezun veya maksimum 1 yıl iş deneyimi olan adaylarımızı değerlendirdiğimiz bu programımızda, çok geniş kapsamlı bir rotasyon planımız mevcut. MT’lerimiz bu 1 yılın sonunda öne çıkan yetkinlikleri ve ilgi alanlarına göre en uygun koltuğa yerleştirilmektedir.

5. L’Oréal olarak pandemi sürecini nasıl yönettiniz? Aldığınız ilk aksiyonlar nelerdi, pozisyonlara göre hedefler ve iş önceliklerinde değişimler yaşandı mı?

L’Oréal’in bu süreçte genel olarak çok şeffaf ve insan odaklı bir bakış açısı ile yaklaştığını söyleyebilirim. En önem verdiğimiz ilk konu tabii ki önce çalışanlarımızın sağlığı; bu kapsamda da çok proaktif davranarak hızlıca aksiyonlarımızı belirledik ve hayata geçirdik. L’Oréal bakış açısı itibari ile değişime kolay ayak uydurabilen ve altyapı olarak da buna elverişli büyük bir yapı. Mart ayında evden çalışmaya geçmemiz ile beraber, tüm iş süreçlerimizi hızlıca herhangi büyük bir aksamaya mahal vermeden dijital ortamlara taşıdık. Paralelinde de, geri dönüş çalışmalarımız kapsamında tüm çalışma alanlarımızı, pandemi ile ilgili alınması gereken önlemlerde, çalışan sağlığı ve güvenliği açısından en üst standartlara getirdik. Bunlara güvenli masaların oluşturulması, tüm giriş kapılarının el kullanılmayacak şekilde sensörlü hale getirilmesi, kafeteryaya randevu ile gidilmesi, her gün yeni maske temin edilmesi gibi örnekler verebilirim. Çalışanlarımız evdeyken de hijyen için gerekli tüm malzemeleri kendilerine ulaştırdık. Ayrıca saha çalışanlarımızın güvenli bir şekilde çalışmasını sağlayacak şekilde maske, dezenfektan, koruyucu kalkan, dezenfektan mendil gibi pek çok malzemeyi kendilerine ilettik. Haziran itibariyle de belli gruplara ayrılarak ofise dönüş planımızı kontrollü şekilde başlattık. İş önceliklerimiz için de tabii ki en kritik konu bu değişim sürecini her beraber yönetmekti. Çalışanlarımız çok büyük bir hassasiyet ile bize her konuda işbirlikçi yaklaşarak destek oldular. Buna ek olarak tabii ki E-Ticaret alanında ciddi büyümeler kaydettik. Bundan sonraki önceliklendirmelerimizi de e-ticaret süreçlerimizi daha da geliştirme üzerine yapıyoruz.

6. Bu süreçte  çalışanlarınızı işe bağlı tutmak ve motive etmek adına neler yaptınız?

Dediğim gibi aslında en önemli nokta şeffaf olmaktı. Zamanında alınan, etkin kararları ve arkasındaki sebepleri belirlenmiş zaman aralıkları ile çalışanlarımızla paylaştık. Covid19 sürecinin başından beri çok detaylı çalışmalar yapan komitemiz sayesinde çalışanlarımızın soru, endişe ya da önerilerine çok hızlı aksiyonlar alarak dönüş sağlayabildik. Bu sebeple hiçbir çalışanımızda belirsizlikten kaynaklanan bir huzursuzluk olmadığını düşünüyorum. Bu açık, hızlı ve etkin yaklaşımların da çalışanlarımız tarafından takdir edildiğini düşünüyorum.

7. Sizce şirketlerde insan kaynakları departmanını bundan sonra ne tarz yenilikler bekliyor?

Çalışanların ihtiyaçları ve beklentileri giderek farklılaşıyor. Covid19 sonrası hayatımıza giren esnek ya da uzaktan çalışma modelinin artarak devam edeceği aşikar. Buna ek olarak çalışanların kişisel gelişimlerine katkı sağlamak ve farklı kariyer yolları için alternatif oluşturabilmek adına şirket içi proje bazlı çalışmaların artmasını bekliyorum. L’Oréal olarak birkaç ay önce bu çalışmayı hayata geçirdik. İsmi işbirliğinden gelen ‘COOP’ projesi ile çalışanlarımız destek almak istedikleri projeleri iç portalimiz üzerinden yayınlayabiliyor ve farklı departman ya da iş kollarında çalışan arkadaşlarımız da bu projelere gönüllü olarak başvurabiliyor. Amaç dediğim gibi hem kendi çalışanımızın gelişimini desteklemek, hem de ihtiyaç duyulan kaynağı yine kendi havuzumuzdan önceliklendirebilmek. Buna benzer çalışmaların yeni neslin beklentilerine paralel olarak da artarak devam edeceğini düşünüyorum.

Ayrıca şirketler için yeteneklerini korumak ve yenilerini çekmek her zamankinden daha önemli. Bu nedenle İK ekipleri stratejik olarak dijitalleşme ve data merkezli yaklaşıma hızlıca odaklanıyor. İşe alım süreçlerinde artık hızlı ve etkin ilerlemek için chatbotlar hayatımıza girdi ve biz L’Oréal olarak chatbotları 2 seneden fazla süredir kullanıyoruz. İlerleyen dönemlerde bu dijital kontakların içeriği gelişecek ve sayısı da artacaktır. Hatta sadece dış adaya dokunan değil, çalışanın da hayatını kolaylaştıracak iş süreçlerinde yer almaya başlayacaklardır. L’Oréal Tekno-Güzellik şirketi misyonu ile bu alana yatırım yapmaya ve start-upları destekleyerek onlarla iş birliği yapmaya devam edecektir.

8. Youthall’u takip eden genç yeteneklere kariyer hayatlarında neler tavsiye edersiniz?

Tüm bahsettiğim konuları özetlemem gerekir ise yenidünya bize hep yeni şeyler öğrenmemiz gerektiğini hatırlatıyor. İlgi alanlarına göre staj imkanlarını değerlendirmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Bugün her türlü bilgiye çok kısa zamanda ulaşma lüksümüz var. Bunun avantajını kesinlikle kullanmalılar. Merak etmek, değişen teknolojileri takip etmek, bunun iş dünyasına yansımalarını görmek çok değerli. Unutmayın ki kişinin gelişimi çalıştığı şirket ve ekibe olduğu kadar kendisine de bağlı. Biz L’Oréal Türkiye olarak stajyerlerimize çok değer veriyoruz ve onlara potansiyel çalışanımız olarak bakıyoruz. Bu nedenle genç yeteneklere en büyük tavsiyem, kariyerlerinin ilk birkaç yılında kendilerine odaklanmaları, ilgi alanlarını ve uzun vadeli hedeflerini keşfederek sürekli öğrenmeye yatırım yapmaları olacaktır.

L’Oréal Türkiye ve Demet Hatipoğlu Akman’a bu samimi ve faydalı yanıtları için çok teşekkür ediyoruz. Humanspire ile yeni bir röportajda buluşmak dileğiyle, Youthall‘u takipte kalın!

Youthall | Content Editor | Yıldız Technical University