Kendi Senaryomuzu Yazmak mı, Yoksa Doğaçlama Oynamak mı?
Gelecek planlarımız hakkında düşündüğümüz zaman kendimizi kaygılı hissederiz ve genellikle iki farklı senaryoda buluruz: Ya her adımı önceden planlayan ve geleceğin kontrolünü elinde sıkı sıkı tutmaya çalışan bir yönetmen gibi hareket ederiz ya da hayatın önümüze çıkardığı fırsatları anlık olarak değerlendiren bir doğaçlama oyuncusu oluruz. Peki, hangisi daha doğru? Daha doğrusu, hayatta her zaman planlı olmak zorunda mıyız?
Plan Yapmak mı, Akışına Bırakmak mı?
Günümüzde gelecek kaygısı, özellikle gençler arasında en yaygın duygulardan biri olmuş durumda. Üniversiteye girdiği ilk günden itibaren kariyerini nasıl şekillendireceğini düşünenler, okulun bitmesiyle iş hayatına yeni atılanlar, hatta yıllardır çalışan insanlar bile zaman zaman kendilerine ve hatta çevrelerindeki insanlara “Acaba doğru yolda mı ilerliyorum?” diye sorarlar. Bazı insanlar her şeyi belirli bir plan çerçevesinde ilerletmeyi tercih ederken, bazıları da “Hayat önüme ne çıkarırsa onu kabul ederim” diyerek rahat bir tavır sergileyebilir.
Ancak hayatı bu iki uç noktada yaşamak gerçekten gerekli mi? Belki de en sağlıklı yaklaşım, bu iki yöntemi dengeli bir şekilde uygulamaya geçirmek olabilir.
Senaryoyu Baştan Yazmak: Planların Gücü
Plan yapmak, çoğu zaman insanları belirsizliğin yaratmış olduğu stres ve kaygıdan korur. Hayallerimize ulaşmak için elimizde bize pusula olacak bir yol haritamızın olması, motivasyonumuzun da yüksek olmasını sağlar. Uzun vadeli hedefler belirlemek ve bu hedeflere ulaşmak için kısa vadeli adımlar atmak, özellikle karar alma sürecinde bize güven verir.
Ancak, burada unutmamamız gereken önemli bir nokta var: Plan yaparken esnek olmak. Çünkü hayatta her şey bizim kontrolümüzde değil. Üniversiteye girdiğimiz bölümden, seçtiğimiz kariyer yolculuğuna kadar birçok şey zamanla değişebilir. Eğer planlarımıza körü körüne bağlı kalırsak, kendimizi yeni fırsatlara kapatmış halde bulabiliriz.
Doğaçlama Sanatı: Akışına Bırakmanın Avantajları
Öte yandan, hayatı tamamen akışına bırakmak da bazı fırsatları kaçırmamıza ve böylelikle kaygı düzeyimizin artmasına sebep olur. Plansız hareket etmek bazen şanslı anlar doğursa da uzun vadede bizi bir sonuca ulaştırmayabilir ancak diğer bir yandan da doğaçlama yapabilmek, değişen koşullara yönelik esnekliğimizin artmasını sağlar.
Hayatta sürprizlerle karşılaşmak kaçınılmazdır. Yeni bir şehirde yaşamaya başlamak, beklenmedik bir iş fırsatı yakalamak ya da kişisel ilgi alanlarımızın ve isteklerimizin zamanla değişmesi gibi durumlar bize “Ben bunu hiç planlamamıştım” dedirtebilir. İşte tam bu noktada doğaçlama yeteneğimiz devreye girer.
Anahtar Kelime: Denge
Belki de en sağlıklı yaklaşım, iki durumu birleştirmek. Hayatta belirli bir yön belirlemek, ama o yolda giderken karşılaştığımız fırsatlara ve değişimlere açık olmak ve esnekliğimizi korumak… Yazdıklarımızı özetleyecek olursak:
Bir hedef belirle: Hayatta kendimizi nerede görmek istediğimize dair genel bir fikrimiz elbette olmalı. Bu, bizlere yol gösterir.
Alternatif yolları düşün: A planı işe yaramazsa B planımız mutlaka olmalı. Ama C ve D gibi beklenmedik yolları da değerlendirmeye açık olmak durumundayız.
Esnek ol: Hayatta planlanan her şeyin bir gün değişebileceğini bil. Yeni fırsatlara karşı esnek kalmak, başarıyı getirir.
Deneyimle öğren: Sadece düşünmek yetmez, bazen harekete geçmek ve denemek gerekir.
Unutmayalım, hayatta yazdığımız bir senaryo olsa bile, bazen o senaryoyu yeniden yazmak gerekebilir. Bazen de sahneye çıkıp tamamen doğaçlama oynamak… Belki de en güzel hikayeler, tam olarak böyle ortaya çıkar.