Yavuz Elkin: Önce Umut Olsun!

189
Yıl: 1919

İzmir işgal edildi 15 Mayıs’ta… Mustafa Kemal “Ya İstiklal ya ölüm” diyerek Galata’dan Bandırma Vapuruna binip, Samsun’a hareket etti. Milli mücadeleyi başlattı ve 11 ay sonra Ankara’da Millet Meclisi’ni kurmuştu. 2,5 yıl sonra İzmir geri alınmış; takip eden bir yıl sonra cumhuriyet kurulmuştu.

Şu günlerde tüm kitapçılarda en çok karşımıza çıkan “Yılmaz Özdil’in Mustafa Kemal” kitabı bu destanı ne güzel anlatıyor. Cumhuriyetin ardından devrimleri, dönüşümü…

Yıl: 1929

Dünya ekonomisinin en büyük krizi ile karşılaşıldı. Amerikan ekonomisi dört yılda üçte bir oranında küçülmüş, işsizlik ise sekiz katına çıkmıştı. Serbest piyasa çarkları devlet müdahalesi olmadan çalışamaz hale gelmişti.

Lise yıllarımda izleyip unutamadığım “Sergio Leone’nin Bir Zamanlar Amerika’da” filmi 1930’lara yine götürebilir bizi… Olmadı Spotify’da Morricone’nin enfes film müzikleri bile bizi içinde bulunduğumuz zamandan koparmaz mı?

Başta Almanya olmak üzere Avrupa’yı da etkisi altına alan bunalım yılları bizim için de şüphesiz sancılıydı. Bir yandan da reformları hayata geçirmeye çalışan genç cumhuriyet 1938’de Ata’sını kaybetti.

Yıl: 1939

Almanya’nın Polonya işgali ile başlayan süreç dünya tarihinin en kanlı savaşını başlattı. Japonya’daki atom bombalarının ardından 6 yılın sonunda 40 milyonu aşkın kayıpla son buldu.

Viktor Frankl’ın toplama kamplarındaki deneyimlerinden yazdığı “İnsanın Anlam Arayışı” ya da Benigni’nin “Hayat Güzeldir” filmi böyle acılar karşısında daha dayanıklı ve daha cesur olmaya dair direncimizi güçlendirir.

Yıl: 1949

İkinci Dünya Savaşı sonrası Soğuk Savaş yılları başlamıştı. Savaşa girmemeyi başarmış Türkiye bu dönemde Sovyetler Birliği ile karşı kaşıya kalınca Batı’ya yöneldi. Avrupa Konseyi’ne girdi. NATO kuruldu. Kore savaşının ardında NATO’ya da girdi. Amerika’dan Marshall Yardımı kabul edildi.

1940 yılında nüfusun %80’i köylerde sadece %5’i okuma yazma bilirken Köy Enstitüleri kuruldu. Ülkeyi modernleştirebilecek bu modele Amerika’dan alınan yardımın kabulünün ardından son verildi.

Bugünlere döndüğümüzde Şirince yakınlarında kurulmuş Nesin Matematik Köyü’nü ziyaret etmek iyi gelebilir. İmkan bulamayanlar için, Ali Nesin’in “Matematik Köyü’nün Delisi” bir köyde neler yapılabileceğini çok güzel düşündürebilir. Diğer yandan George Orwell’in 1949’da yazdığı “1984” kitabı 70. yılında özel bir baskı ile yeniden çıkmışken okunabilir.

Yıl: 1959

Savaş artık uzaya sıçramıştı ve Sovyetler Birliği önde görünüyordu. Sputnik 3 iki köpekle uzaya fırlatıldı; başka bir Rus uzay aracı aya varmayı başardı. NASA kuruldu.

Diğer taraftan Türkiye’de 1950’de iktidara Demokrat Parti gelmiş ve cumhuriyet tarihinin en hızlı ekonomik büyüme dönemlerinden birine imza atılmıştı. Buna karşın çok partili hayat ve demokrasi kültürü yeterince olgunlaşmamıştı. 1960 darbesi ile demokrasi kesintiye uğradı.

Şu sıralarda yine sık karşımıza çıkan Mahfi Eğilmez’in “Değişim Sürecinde Türkiye” bir iktisatçı gözüyle sadece bu dönemi değil, tüm cumhuriyet dönemini değerlendirmemize yardımcı olabilir.

Yıl: 1969

“Bu benim için küçük, insanlık için büyük bir adım” diyen Neil Armstrong Apollo 11 ile aya ulaşıp, ay yüzeyinde ilk adımı attı. 1962 yılındaki tarihi konuşmasında uzay yarışında geride kalındığını düşünen Kennedy “10 yıl içinde aya ulaşma hedefi koymuş” ancak maalesef sadece 1,5 yıl sonra suikaste kurban gitmişti.

Şu günlerde vizyonda olan, hayran olduğum yönetmen Damien Chazelle’nin “Ay’da İlk İnsan” filmi Armstrong’un biyografisi üzerinden ‘60’lı yılların uzay rekabetini yaşatıyor.

Aynı yıllarda Paris’ten başlayan 1968 öğrenci hareketleri tüm dünyayı ve elbette bizi de etkiliyordu. 70’li yıllarda bir yandan petrol krizi bir yandan siyasi istikrarsızlık ve ardından sağ-sol çatışmaları ile ivme kaybediyorduk.

Yıl: 1979

Yokluklar, kuyruklar, korkular sıradan hale gelmişti. 1974 Kıbrıs harekâtı sonrası başlayan ekonomik yaptırımların kıskacında Türkiye sıkışırken, İran’da Humeyni, Irak’ta Saddam Hüseyin başa geçmiş ve içinde bulunduğumuz coğrafya iyiden iyiye ısınmaya başlamıştı.

12 Eylül 1980 sabahı ordu yönetime el koydu. Meclis lağvedilip siyasi partiler kapatıldı. Sokakta çatışmalar biterken, evlerde başka acılar, korkular yaşanır oldu.

70’lerin dünyasını izlemek için bugünlerde sinemalarda en çok ilgi gören “Bohemian Rhapsody” çok iyi gelebilir. 12 Eylül’ü derinden hissetmek için ise Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum’u” yeniden izlemek bir kez daha içimize işler.

Yıl: 1989

Berlin Duvarı yıkıldı; soğuk savaş resmen sona erdi. Bu anlaşmaya imza atan Gorbaçov 2 yıl sonra Sovyetler Birliği’nin dağılmasından da baş sorumlu görüldü.

80’li yılların liberalleşme rüzgârı Türkiye’ye de ulaşmış ve darbeden sonra siyaset yeniden kurgulanırken, ekonomi dışa açılmaya başlamış, serbest piyasa ekonomisi aktörleri sahne almaya başlamıştı.

1989 yapımı “Ölü Ozanlar Derneği”, her ne kadar 1950’liler İngiltere’sinde gelenekçi bir okuldaki yenilikçi bir öğretmenin hikâyesi olsa da bizi 90’lardaki gündelik yaşamın hızlı değişimlerine de hazırladı diye düşünüyorum. Halen ara ara izlemek iyi hissettirebilir.

Yıl: 1999

Gölcük depremi ile sarsıldık. 1939 Erzincan depreminden sonraki en yıkıcı kırılmayı yaşadık. 90’lı yıllar dünyada da sarsıcı başlamıştı. 8 yıl süren Irak-İran savaşının ardından 1990’da Körfez savaşı başladı. Küreselleşme farklı coğrafyalarda farklı ekonomik krizleri tetiklemişti.

Bizde de siyasi istikrarsızlıklar yeniden hayatımıza dönmüş; toplumsal ayrışmalar artmaya başlamıştı 90’larda… 1994 krizi ise ekonomimizi ciddi şekilde sarsmış ve IMF desteğini kaçınılmaz hale getirmişti.

Bu dönemde şarkılarıyla dönemin ruhunu yansıtan Ahmet Kaya 1999’da bir ödül törenindeki sözlerinin ardından yaşanan protestolar üzerine yurtdışına gitmiş ve 1,5 yıl sonra henüz 43 yaşında iken aramızdan ayrılmıştı. 20 yıl sonra dertlendikçe dinlemek sizi bilemem ama bana iyi gelecek.

Yıl: 2009

1999’dan 2000’e girerken bilgisayarlarımız kilitlenecek mi diye aylar süren çalışmaların kaygı ve heyecanı içindeydik. İnternete daha yeni alışırken evdeki bilgisayardan olmadık neyse ki… Fakat işyerlerimizde işler iyi gitmiyordu.

Cumhuriyet tarihinin en büyük krizi ile karşılaşmıştık. Bankacılık sektöründe çalışan her üç çalışandan biri işini kaybetmiş, dört banka şubesinden biri kapanmış, her beş krediden biri sıkıntıya düşmüştü.

Dünya 11 Eylül 2001’de terör saldırıları ile sarsılırken 2003’te Irak Savaşı ile gözlerini yine Ortadoğu’ya çevirdi. 2008 geldiğinde Amerika’da başlayan kriz kısa sürede en büyük küresel krize dönüşmüştü. 2001 krizinin yaralarını hızlı saran Türkiye istikrarlı ve yüksek bir performansla da 2008’den en az zararla geçebildi.

“Büyük Açık (Big Short)”, “İç İşler (Inside Job)” filmleri bu krize dair iyi belgeseller olarak öne çıkıyor ve hep hatırlamakta fayda var.

Yıl: 2019

İçinde bulunduğumuz 2010’lu yıllara girerken bir yandan teknolojinin önlenemez yükselişi her şeyi etkiliyor; her alanda dünya dengeleri değişiyordu. Çin ve Hindistan dışa açılıp hızla büyüme atağına girerken, ABD ve İngiltere içine kapanma eğilimine giriyordu.

Bize gelince toplumsal alandaki birçok çalkalanma ile dünyadaki daralma birleşince kriz dalgaları bizim sularda yine görülür oldu. Öte yandan geçmiş 100 yıla bakınca da 9’lu yıllar hep zorlukların, dönüşümlerin yılı olmuş gibi… Fakat tüm bu zorluklar, değişime hızla adapte olanların kazanmaları ile sonuçlanmış. Önemli olan dayanıklı olmak ve özellikle duygusal olarak esnek, öğrenmek için çevik olabilmek…

Bakalım bu yılın ilham verici kitapları, filmleri neler olacak?

Yıl: 2029

Geleceği tahmin etmek imkânsız gibi ama teknolojinin değiştirebileceklerini öngörerek hazırlanmak çok önemli… Bu açıdan bugünlerde benim en çok ilham aldığım Harari’nin “21. Yüzyıl İçin 21 Ders” kitabını içtenlikle tavsiye ediyorum. Kendisi geçtiğimiz haftalarda İstanbul’a geldi ve Serdar Kuzuloğlu ile yaptığı röportajı da buradan paylaşmak istiyorum.

https://youtu.be/0gGngsiSa1k?list=PL0oM2CWI_yZ9Bj3G3z_SG7BLsDKqJ_kWu

Önce umut olsun! Güzel bir 2019 olsun!

0
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry

Stajim.net Kayıt Ol

DenizBank, 1997 yılının başında, bir bankacılık lisansı olarak Zorlu Holding tarafından Özelleştirme İdaresi'nden satın alınan DenizBank’ı, Avrupa'nın önde gelen finans gruplarından Dexia Ekim 2006’da bünyesine katmıştır. 6 yıl boyunca Dexia’nın ana hissedarlığında faaliyetlerini sürdüren DenizBank, 28 Eylül 2012 itibarıyla Rusya’nın en büyük bankası Sberbank çatısı altında hizmet vermeye devam etmektedir. 1 Temmuz 2013 itibarıyla ise, Citi’nin Türkiye’deki bireysel bankacılık bölümünü, 600 binden fazla müşteri ve 1.400’e yakın çalışanı ile devralmıştır. DenizBank'ın 1997'de özelleştirilmesinin ardından, oluşan yeni kurumsal kimliği çerçevesinde personel alımı ve şube açılışlarını içeren bir “hayata dönüş” programının uygulanmasına başlanmıştır. Tüm bu çalışmalar, beş yıllık stratejik plan çerçevesinde yürütülmüş ve planda öngörülen tüm hedeflere ulaşılmıştır. Bu büyüme, TMSF'ye devrolan banka şubelerinin bir kısmının satın alınması ve 2002 sonunda Tarişbank'ın gruba dahil edilmesiyle desteklenmiştir. Bu dönemde DenizBank mevcut bankacılık ürün ve hizmetlerini tamamlamak üzere faktoring, finansal kiralama, yatırım ve portföy yönetimi şirketlerine ek olarak Avusturya ve Rusya'da banka satın almıştır. DenizBank, güçlü sermaye tabanından ve finansal gücünden aldığı destekle ve sektörde yaşanan hızlı gelişmelerin de etkisiyle çok kısa bir sürede mevcut konumunu geliştirmiştir. 2003 yılında çeşitli finansal hizmetleri aynı çatı altında sunan bir finans süpermarketi oluşturmak amacıyla DenizBank Finansal Hizmetler Grubu kurulmuştur.

İlgini Çekebilir

Deniz’de Mülakat Deneyimi – Başvuru Formu

Deniz’de mülakat deneyimi sizi bekliyor!  DenizBank İnsan Kaynakları ekibi ile yüzyü…